|
Rabbimiz'in En
Güzel İsimleri;
Rahman ve Rahim sıfatı Rabbimiz'in Kuran ayetlerinde yer alan birçok
ismini de içine alan, çok geniş ve derin bir anlam içerir. İnsanlar üzerinde
sonsuz merhamet sahibi olan, esirgeyen ve bağışlayan Rabbimiz, tüm hayatları
boyunca onlara eşsiz nimetler lutfeder. Fiziksel nimetlerin yanında manevi
olarak da çok büyük lütuflarda bulunur: hatalarını affeder, tevbelerini
kabul eder, onları korur, kötülüklerini örter, hidayetlerini artırır, doğru
yola iletir.
Allah'ın yarattığı tüm canlılar kusursuz ve üstün bir yaratılış sayesinde
yaşamlarını sürdürmektedirler. Her biri Allah'ın üstün aklına, sonsuz şefkat
ve merhametine teslim olmuştur. Allah ihtiyaç duyabilecekleri herşeyi onlara
vermiştir. Her canlının varlığını sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğu herşeyi
yakınında bulması da Allah'ın rahmetinin delillerinden sadece bir tanesidir.
Rabbimiz yarattıklarına "şefkat edendir, esirgeyen"dir.
(Bakara Suresi, 143) Ayetlerde şu şekilde buyurulmaktadır:
Görmedin mi, Allah, yerdekileri ve denizde onun
emriyle akıp giden gemileri, sizin yararınıza verdi. Ve izni olmadıkça,
göğü yerin üstüne düşmekten alıkoyar. Şüphesiz Allah, insanlara karşı
şefkatlidir, çok merhametlidir. (Hac Suresi, 65)
Sizi karanlıklardan nura çıkarması için kuluna apaçık
ayetler indiren O'dur. Şüphesiz Allah, size karşı elbette şefkatli
olandır, esirgeyendir. (Hadid Suresi, 9)
İnsan dünyaya geldiği andan itibaren hayatını ancak Allah'ın rahmeti,
koruması ve yardımı ile devam ettirebilir. Örneğin, dünyanın dört bir
yanında her dakika depremler, seller, kasırgalar, yanardağ patlamaları
meydana gelmektedir. Bu tip felaketler her an oluşabilir. Hastalıklar ve
maddi kayıplar da Allah'ın her insana verebileceği sıkıntılardır. Ve bu
olaylar karşısında unutulmaması gereken bir gerçek vardır: İnsan ne kadar
uğraşırsa uğraşsın, Allah'ın dilemesi dışında başına gelecek herhangi bir
şeyden korunamaz, ya da bir musibeti engelleyemez. Kimse de bunun için ona
yardım edemez. İnsan için tek koruyucu ve yardımcı Rahman olan Allah'tır.
Allah dilerse kişiyi her türlü sıkıntı ve musibetten kurtarır, dilerse türlü
sıkıntılarla muhatap kılar. Kuran'da bu durum şöyle bildirilmiştir:
De ki: "Sizi karanın ve denizin karanlıklarından kim
kurtarmaktadır ki, siz (açıktan ve) gizliden gizliye ona yalvararak dua
etmektesiniz: "Andolsun, bizi bundan kurtarırsan, gerçekten
şükredenlerden oluruz." De ki: "Ondan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah
kurtarmaktadır. Sonra siz yine şirk koşmaktasınız." (Enam Suresi, 63-64)
(Oğlu) Dedi ki: "Ben bir dağa sığınacağım, o beni
sudan korur." Dedi ki: "Bugün Allah'ın emrinden, esirgeyen olan
(Allah)dan başka bir koruyucu yoktur."... (Hud Suresi, 43)
... Çekimser davrananlar ve büyüklenenler, onları
acıklı bir azabla azablandıracaktır ve kendileri için Allah'tan başka
bir (vekil) koruyucu dost ve yardımcı bulamayacaklardır. (Nisa Suresi,
173)
Ayetlerde de görüldüğü gibi her türlü sıkıntıyı gideren, felaketlerden
insanları koruyan sonsuz şefkat sahibi olan Allah'tır. İman sahipleri
karşılaştıkları her türlü zorlukta, sıkıntıda ve hastalıkta yalnızca sonsuz
merhamet sahibi olan Allah'a sığınırlar ve O'nu vekil edinirler. Rabbimiz de
Kendisi'ne iman eden, kalpten itaat eden bu kişilere dünyada maddi ve manevi
bolluk, genişlik verir. Onların önündeki zorlukları açar, sıkıntılarını
giderir. Rabbimiz'in bu benzersiz sıfatı Kuran ayetlerinde şu şekilde
bildirilir:
Allah'a karşılığını çok artırma ile kat kat
artıracağı güzel bir borcu verecek olan kimdir? Allah, daraltır ve
genişletir ve siz O'na döndürüleceksiniz. (Bakara Suresi, 245)
Şüphesiz senin Rabbin, rızkı dilediğine -genişletir-
yayar ve daraltır. Gerçekten O, kullarından haberi olandır, görendir. (İsra
Suresi, 30)
Rabbimiz sonsuz iyilik sahibi olandır. Kuran'da "Şüphesiz,
biz bundan önce O'na dua (kulluk) ederdik. Gerçekten O, iyiliği bol,
esirgemesi çok olanın ta Kendisi'dir." (Tur Suresi, 28) ayetiyle de
bildirildiği gibi Allah insana tüm hayatı boyunca sayısız iyilikte bulunan,
eşsiz güzellikler bahşedendir. Var olan herşey O'ndandır. Tüm güzellikler,
incelikler, nimetler O'nun sonsuz aklının tecellileridir. Diğer tüm
varlıklar gibi insanlar da Rabbimiz'in dilemesi ile yeryüzüne gelirler. Anne
karnında bir çiğnem et parçası olan insan doğar, büyür, güzel bir yüze sahip
olur ve her detayı ile Allah'ın muhteşem sanatını yansıtır. Ayetlerde üstün
kerem sahibi olan Rabbimiz şöyle buyurmuştur:
Ey insan, 'üstün kerem sahibi' olan Rabbine karşı
seni aldatıp-yanıltan nedir? Ki O, seni yarattı, 'sana bir düzen içinde
biçim verdi' ve seni bir itidal üzere kıldı. Dilediği bir surette seni
tertib etti. (İnfitar Suresi, 6-8)
Yaratan Rabbin adıyla oku. O, insanı bir alaktan
yarattı. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir; ki O, kalemle (yazmayı)
öğretendir. İnsana bilmediğini öğretti. Hayır; gerçekten insan, azar.
Kendini müstağni gördüğünden. Şüphesiz, dönüş yalnızca Rabbinedir. (Alak
Suresi, 1-8)
Sonsuz lütuf sahibi olan insana sayısız nimetler vermiş ve karşılık
olarak da yalnızca Kendisi'ne kulluk edilmesini istemiştir. Samimi iman
sahipleri Allah'a gönülden kulluk eden, Allah'a teslim olmuş, Rabbimiz'i
samimiyetle kalpten zikreden, Rabbimiz'e yönelip dönen insanlardır. Onlar da
dünyada gösterdikleri bu faziletli tavırlarının karşılığını ahirette daha
üstünüyle alacaklardır. Çünkü Allah sonsuz ihsan sahibidir.
Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın
nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz.
Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür. (İbrahim Suresi, 34)
Allah, bildirdiği dini çok kolay kılarak da sonsuz şefkatini
göstermiştir. Allah rahmetiyle insanları unuttuklarından ve yanıldıklarından
dolayı sorumlu tutmaz. Kör olana, topal olana, hasta olana sorumluluk
yüklemez. İnsanlara sabrı ve tevekkülü öğreterek omuzlarındaki yükü
kaldırır. Bütün bu örnekler Allah'ın sonsuz merhametini ve şefkatini inkar
eden insanların nankörlüğünü anlamak içinse çok önemlidir. Ayetlerde
Allah'ın Halim (yumuşak olan) sıfatı şu şekilde bildirilir:
İki topluluğun karşı karşıya geldikleri gün, sizden
geri dönenleri, kazandıkları bazı şeyler dolayısıyla şeytan onların
ayağını kaydırmak istemişti. Ama andolsun ki, Allah onları affetti.
Şüphesiz Allah, bağışlayandır, yumuşak olandır. (Al-i İmran Suresi, 155)
Allah sizi, yeminlerinizdeki 'rastgele
söylemelerinizden, boş, amaçsız sözler'den dolayı sorumlu tutmaz; fakat
kalplerinizin kazandıklarından dolayı sorumlu tutar. Allah
bağışlayandır, yumuşak davranandır. (Bakara Suresi, 225)
Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O'nu tesbih
eder; O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ancak siz onların
tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, halim olandır, bağışlayandır.
(İsra Suresi, 44)
Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar diye
(her an kudreti altında) tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak
olurlarsa, Kendisi'nden sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu O,
Halimdir, bağışlayandır. (Fatır Suresi, 41)
Allah sonsuz adalet sahibidir ve ahirette insanların yaptıklarının
karşılığını eksiksiz olarak verecektir. Dünya üzerindeki tüm sıkıntılar,
yokluklar, zulümler Allah'tan bir denemedir. Ve tüm insanlar hiçbir
haksızlığa uğratılmadan yaptıklarının karşılığını mutlaka alacaklardır.
Mağfireti sonsuz olan Rabbimiz her insanın yaptıklarını ortaya çıkaracak ve
hassas terazilerde adaletini tecelli ettirecektir. Zulüm yapanların
zulümlerinin elbette karşılıksız kalmayacağını, her iyiliğin mutlaka
karşılığının verileceğini Allah Kuran'da bize haber vermektedir. Dünya
hayatındaki tüm amellere adaletle karşılık verilecek yer ahirettir.
Ayetlerde Rabbimiz'in adaleti şu şekilde bildirilir:
Her insan-grubunu imamlarıyla çağıracağımız gün,
artık kimin kitabı sağ eline verilirse, onlar kitaplarını okuyacaklar ve
onlar, bir 'hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar' bile haksızlığa
uğratılmazlar. (İsra Suresi, 71)
De ki: "Rabbimiz (kıyamet günü) bizi birarada
toplayacak, sonra da hak ile aramızı ayıracaktır. O, (gerçek hükmünü
vererek hak ile batılın arasını) açandır, (herşeyi hakkıyla) bilendir. (Sebe
Suresi, 26)
Allah'a teslim olan, O'nun rızası için yaşayan insanlar dünyada ve
ahirette hoşnutluk içinde bir yaşam sürerler. Bu, sonsuz merhamet sahibi
olan Rabbimiz'in Latif sıfatının bir tecellisidir. Latif olan Allah mümin
kullarına her türlü zor durumda yardım ederek de lütfunu gösterir. Kuran'da
şu şekilde bildirilir:
Allah, kullarına karşı lütuf sahibidir; dilediğini
rızıklandırır. O, kuvvetlidir, Azizdir. (Şura Suresi, 19)
Görmedin mi, Allah, gökten su indirdi, böylece
yeryüzü yemyeşil donatıldı. Şüphesiz Allah, lütfedicidir, herşeyden
haberdardır. (Hac Suresi, 63)
Allah iman edenlerin dünyada tek dostu ve velisi olduğu gibi ahirette de
onlara yardım edecek, kötülüklerini iyiliklere çevirecek ve onlara lütufta
bulunacaktır. Nitekim ayetlerde müminlerin cennetteki ifadelerinin şöyle
olacağı bildirilir:
Dediler ki: "Biz doğrusu daha önce, ailemiz (yakın
akrabalarımız) içinde endişe edip-korkardık. Şimdi Allah, bize lütufta
bulundu ve 'hücrelere kadar işleyen kavurucu' azabdan korudu. Şüphesiz,
biz bundan önce O'na dua (kulluk) ederdik. Gerçekten O, iyiliği bol,
esirgemesi çok olanın ta Kendisi'dir." (Tur Suresi, 26-28)
Rabbimiz bağışı çok olan, karşılıksız olarak armağan edendir. (Sad
Suresi, 9) Hem bir mükafat ve şevk kaynağı, hem de karşılıksız bir lütuf ve
ihsanın göstergesi olarak salih kullarına dünyada nimet ve güzellik vermesi
Allah'ın bir lütfudur:
... De ki: "Şüphesiz 'lütuf ve ihsan (fazl)' Allah'ın
elindedir, onu dilediğine verir. Allah (rahmeti) geniş olandır,
bilendir." O, kime dilerse rahmetini tahsis eder, Allah büyük 'lütuf ve
ihsan (fazl)' sahibidir. (Al-i İmran Suresi, 73-74)
Zenginlik, ihtişam ve güzellik cennetin en temel özelliklerinden olduğu
için, Allah sevdiği kullarına cenneti hatırlatacak, onların cennete kavuşma
arzu ve heyecanlarını artıracak nimetlerin benzerlerini bu dünyada da
yaratır. Bu yüzden nasıl inkarcıların ebedi azapları daha bu dünyadan
başlıyorsa, salih müminler için vaat edilen ebedi güzellikler de kendilerine
dünyadaki hayatlarında gösterilmeye başlanır. Allah Kendisi'nden bağışlanma
dileyen, tevbe eden salih müminleri cennetinin yanı sıra dünyada da güzel
bir surette faydalandıracağını ve onlara ihsanda bulunacağını bir ayette
şöyle bildirmektedir:
Ve Rabbiniz'den bağışlanma dileyin; sonra O'na tevbe
edin. O da sizi, adı konulmuş bir vakte kadar güzel bir meta (fayda) ile
metalandırsın ve her ihsan sahibine Kendi ihsanını versin. Eğer yüz
çevirirseniz gerçekten ben, sizin için büyük bir günün azabından
korkarım. (Hud Suresi, 3)
Mümin, Yüce Allah'ın sonsuz kudretinin bilincindedir. O'nun emir ve
yasaklarına uyar, insanlar için seçip beğendiği dini yaşar ve en önemlisi
ölümünden sonrası için çok büyük umut ve beklentiler taşır. Dünya hayatında
müminler Allah'ın yardımı ve ihsanı ile karşılık görebilirler. Ancak Allah
müminlere dünyada imtihan olarak zorluk ve sıkıntı da verebilir.
Müminler bunda da bir güzellik olduğunu bilerek Allah'a her zaman
tevekküllü davranırlar. Allah'ın müminlerin güzel ahlaklarının karşılığını
ahirette mutlaka vereceğini bilirler. Rabbimiz'in sonsuz ihsan sahibi oluşu
şu şekilde haber verilir:
İhsanın karşılığı ihsandan başkası mıdır? (Rahman
Suresi, 60)
Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerin kıyamet
günü zanları nedir? Şüphesiz Allah, insanlara karşı büyük ihsan (Fazl)
sahibidir, ancak onların çoğu şükretmezler. (Yunus Suresi, 60)
Küçük, büyük infak ettileri her nafaka ve (Allah
yolunda) aştıkları her vadi, mutlaka Allah'ın yaptıklarının daha
güzeliyle onlara karşılığını vermesi için, (bunlar) onlar adına
yazılmıştır. (Tevbe Suresi, 121)
Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi
başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği
gibidir. Allah, dilediğine kat kat artırır. Allah (ihsanı) bol olandır,
bilendir. (Bakara Suresi, 261)
Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin
-hayasızlığı emrediyor. Allah ise, size Kendisi'nden
...................................................................................................................................................................... |