|
Peygamber sevgisi;
Hz.
Peygamber'e iman etmek farzdır. Hz. Peygamber (s.a.v)'e iman etmek İslâm’ın
erkanından birisi, imanın da şartlarından bir şarttır. Bundan dolayı her
müslümanın O'nun Allah tarafından gönderilmiş bir elçi olduğuna şehâdet
etmesi, O'nun Rabbinden getirdiği her şeyi tasdik etmesi ve O'ndan gelen
bütün sözleri ve fiilleri kabul ederek, O'nu hayatında kendisine örnek
alması gerekir.
Hz. Peygamber'i sevmek,
her mü'min için en gerekli taatlerden biridir. Zîrâ sevgili Peygamberimiz
(s.a.v), Buhârî ve Müslim'in Enes b. Mâlik (r.a)'dan rivayet ettikleri bir
hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
“Sizden birinize Ben,
annesinden, babasından, çocuklarından ve bütün insanlardan daha sevimli
olmadığım müddetçe tam iman etmiş olamaz.”(1)
Bu zikretmiş olduğum
hadis-i şerif başka bir rivayette şöyle nakledilmiştir:
“Sizden birinize ben,
kendi nefsinden, annesinden, babasından, çocuklarından ve bütün insanlardan
daha sevimli olmadığı müddetce tam iman etmiş sayılmaz.” Bu sevgi bir
insanda gerçekleşmezse, o insan gerçek mü'min olamaz. Nitekim, Abdullah b.
Hişâm, Hz.Ömer (r.a)'ın bir gün Peygamber (s.a.v)'e şöyle dediğini rivayet
etmiştir:
“Ey Allah'ın Rasülü sen
bana, nefsim hâriç her şeyden daha fazla sevimlisin”.
Hz. Peygamber (s.a.v) ise
O'na “Hayır ey Ömer, nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki; sen beni
nefsinden de daha fazla sevmedikçe gerçek iman etmiş olamazsın” demiştir.
Hz. Ömer (r.a)'da O'na;
“vallâhi şimdi sen bana nefsimden de daha fazla sevimlisin” dediğinde, Hz.
Peygamber (s.a.v); “şimdi imanının kemâle ermiştir ey Ömer” demiştir.(2)
Şüphesiz ki insan,
iyiliğin esiridir. Kalpler kendisine iyilik yapana karşı sevgi duymak üzere
yaratılmıştır. Eğer bir insan, kendisine iyilik yapan bir insanı severse, ya
ona bir hediye verir veya dar zamanında yardım eder. Bir kişi başka bir
kişiyi sevince bunları yaparsa, o halde, bütün âlemlere hidayetle gelen,
bütün insanlık için rahmetle gönderilen insanlara kitabı ve hikmeti öğreten,
dünya ve ahiret saadetine kavuşma yolunu açıklayan bu yüce Peygamber'e karşı
tutumumuz ne olması gerekir?
Hiç şüphesiz ki; Allah
sevgisinden sonra sevgiye en lâyık olan Hz. Muhammed (s.a.v)'dir. Zîrâ Yüce
Allah bir ayet-i kerimede Hz.Peygamber (s.a.v)'e hitâben şöyle
buyurmaktadır:
“(Ey habibim!) De ki:
Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve
günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”(3)
Hz. Peygamber (s.a.v)'i
gerçekten seven bir mü'minde bulunması gereken bazı vasıflar vardır. Bunları
şöyle sıralayabiliriz:
1- Hz. Peygamber
(s.a.v)'in sünnet-i seniyyesine ittibâ etmek; O'nun hayat tarzına hayatımızı
uydurmak. Nitekim Cenab-ı Allah:
“Andolsun ki Allah’ın
Rasulünde sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı
çok zikredenler için güzel bir örnek vardır.”(4) buyurmaktadır.
Allah'ın rızası ve
sevgisi, Hz.Peygamber (s.a.v)'in sünnetine uymakla elde edilebilir. Bir
mü'minin en büyük ideali, kendisini Allah'a sevdirmektir. Yani O'nun
rızasını kazanmak, gadabından korunmaktır.
Aslında kılınan namazlar,
tutulan oruçlar, verilen sadakalar, işlenen her çeşit hayırlar, İslâm
yolunda tüketilen bütün nefesler tek gayeye bakar; o da Allah'ın sevgisini
ve rızasını kazanmaktır. Bunun da tek yolu Rasulullah (s.a.v)'in sünnetine
uymaktır.
2- Hz. Peygamber
(s.a.v)'in sözünü kabul edip, hükmüne razı olmak. Ayet-i kerimede Yüce Allah
şöyle buyuruyor:
“Hayır; Rabbine andolsun
ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp, sonra da
verdiğin hükme karşı, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam
manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olamazlar.”(5)
Yüce Allah bu ayette üç
noktaya dikkatimizi çekiyor:
1. Her meselede
Rasulullah'ın hakemliğine başvurmak.
2. O'nun verdiği hükümden
dolayı içimizde hiçbir sıkıntı ve rahatsızlık duymamak.
3. Tam bir
teslimiyetle O'na boyun eğmek.
Kur’ân-ı
Kerim, mü'minlerin mutlak teslimiyetten öte başka bir tercih haklarının da
olmadığını kesin bir ifade ile haber veriyor:
“Mü'min bir
erkek ve kadın için, Allah ve Rasulü bir işe hüküm verdiği zaman, artık
onlar için hiçbir tercih hakkı yoktur.”(6)
3- İnsanlar
arasında O'nun dini olan İslâm’ı yaymak, tevhit bayrağını yükseltmek ve Yüce
Allah'ın kesinlikle izin vermediği putperestliği ortadan kaldırmak.
4- İyiliği
emretmek, kötülükten sakındırmak, Allah için, kitabı için, Peygamberi için
ve bütün müslümanlar için nasihatte bulunmak. Nitekim Ümmet-i Muhammed'in en
hayırlı ümmet olmasının sebeplerinden birinin, iyiliği emretmeleri ve
kötülükten sakındırmaları olduğunu Yüce Allah şöyle açıklamaktadır:
“Siz,
insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder,
kötülükten sakındırır ve Allah'a iman edersiniz.”(7)
5- Hz.
Peygamber (s.a.v)'in güzel ahlâkıyla ahlâklanmak ve bütün kötü ahlâk ve
davranışlardan sakınmak.
Çünkü
sevgili Peygamberimiz;
“Ben güzel
ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurmaktadır.(8)
6- Hz.
Peygamber (s.a.v)'e saygı ve hürmet göstermek. Sahâbîler (Allah onlardan
razı olsun) Hz. Peygamber (s.a.v)'e saygılarından dolayı seslerini O'nun
sesinden fazla yükseltmezlerdi. Hz.Peygamber (s.a.v)'e bu derece saygı ve
hürmet gösterirlerdi. Nitekim Yüce Allah:
“Ey iman
edenler, seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne çıkarmayın, birbirinizle
yüksek sesle konuştuğunuz gibi onunla da öyle yüksek sesle konuşmayın, yoksa
siz farkında olmadan, amelleriniz boşa gider”(9) buyurmaktadır.
7- Hz.
Peygamber (s.a.v)'e dâima salat ve selamda bulunmak. Zîrâ Yüce Allah bu
hususta şöyle buyurmaktadır:
“Allah ve
melekleri, Peygamber’e salât etmekte (O’nun şerefini gözetmeye, şânınını
yüceltmeye özen göstermekte) dir. Ey inananlar! Siz de O'na salât edin,
(O'nun şânını yüceltmeye özen gösterin) içtenlikle selam edin (O’na esenlik
dileyin)”(10)
Yüce Allah,
bu ayet-i kerimede bütün mü'minlere Peygamberine salât ve selâm etmelerini
emretmekte ve O'na saygı göstermelerini istemektedir.
“Allahümme
Salli alâ Muhammed” demek salât, “Esselâmü aleyke eyyühen-nebiy” demek
selamdır. Hz. Peygamber (s.a.v)'den rivayet edilen çok sayıda Salavât-ı
Şerife vardır. Bunları okumak, mümkün olduğu kadar çok salãt ve selâm
getirmek, Peygamber (s.a.v)'in sevgisini celbeder, şefaatine sebep olur.
İşte Hz.
Peygamber (s.a.v)'i gerçekten seven her müslümanda bu vasıfların bulunması
gerekir. Aksi
halde insan tam manasıyla imanın meyvesinden istifade edemez ve Hz.
Peygamber (s.a.v)'in şefaatine nâil olamaz.
Dipnotlar:
(*) Fırat Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi.
(1) Buhârî, İman: 8;
Müslim, İman: 69,70 (2) Buhârî, Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terc, I,31. (3)
Al-i İmrân, 3 / 31. (4) Ahzab, 33/21. (5) Nisâ, 4/65. (6) Ahzab, 33/36. (7)
Al-i İmrân, 3/110. (8) Tirmîzî, Hüsnü'l-Huluk, 8. (9) Hucurât, 49/2. (10)Ahzâb,
33/56.
Kaynak: Ilkadim dergisi,
05-2004
...................................................................................................................................................................... |